Adriana Sage, odanın tam ortasında sapıtacak haldeydi. Gözündeki ateş, içindeki açgözlüliği gizleyemezcesine parlıyordu. Odayı dolduran adamların hepsi elini kapmak için yarışırken, Adriana’nın teni adeta kıvranıyordu; her dokunuşta daha da çılgına dönüyordu. İlk olarak birinin kalın yarak boyunca hızla inip çıkmasıyla başladı işler. Amcığını sertçe saran elleriyle, gıdıklayan hareketlerle adamın damarlarını yakıyordu. Boğazından çıkan boğuk iniltiler arasında nefes nefese kalmıştı.
Sonra sırası geldi diğer folloşa; o da amcığını boş bırakmamıştı. Adriana, avuç içine aldığı o koca amı, delicesine emiyor, dişleriyle hafif hafif ısırarak adamın zevkini katlıyordu. Yarağını tükürükle ıslatıp güçlü bir şekilde içine çekmesiyle birlikte adam adeta kendinden geçmişti. Ardından yere çöküp, bacaklarını açarak büyük işe hazırlanıyordu. Sıkı saksoyu derinlere alırken gözlerini yumuyor, boynuna kadar sokulan o kalınlıkla bedeninde patlamalar hissediyordu.
Diğerleri sabırsızlanıyordu; biri hemen arkasında hazır bekliyordu. Sertçe amcığını dayayıp Adriana’nın kocaman amına yüklendiği an odaya inleyen sesler yankılanıyordu. Her kökleme sertliğinde kadın yerinden sıçrıyor, bağırışları havayı deliyordu. İçindeki boşluk hızla dolarken aynı zamanda ruhu da yanıyordu; bu pisliği seviyor, daha da batmak istiyordu içine. Sonra bir başkası devreye girdi; Adriana’nın yumuşak amını iki yana açıp onu iki katına çıkaracak orgasmik iğneleri bedeni boyunca yayıyordu.
Sikişler sertleşiyor, artık kontrol yerdeki değil ondaki gibiydi; her dayama altında yavaşça ama acımasızca parçalıyorlardı onu. Kadının hem fiske yiyen amcığı hem de içinde kelebek gibi çırpınan yaraklar arasında kalan teni terden ve zevkten parlıyordu. Son hamlede Adriana Sage’nin tüm vücudu kasılıp çığlığı patladığında odanın içi onun kütlesini içine çekti; damarlardaki ateşle birlikte herkesin aklını uçurmuştu bu sapık gece…